Her insanın bir hayali vardır. Benim de hayalimde ülkemin insanlarının ince ruhlu, tatlı sözlü, duygulu, neyin nerede söyleneceğini iyi bilen, anlayışlı, sabırlı, birbirine karşılıksız yardım etmeyi seven, çok okuyan, güzel ahlak sahibi, devletine saygılı Allah’ın sevgili kulları arasında ve peygamberimin ümmetine layık olmalarını arzu ederim.
Zira bir toplum, üstün ahlak üzere yetiştirilip terbiye olunduğu hal ve tavır üzere yaşıyorsa o toplumda iman, ibadet, adalet ve merhametin varlığından bahsedilebilir.
Çünkü inancımız gereği Rabbimiz insanları yaratırken diğer canlılardan farklı olarak çok büyük üstünlükler vermiş, yani akıl vermiş, izan vermiş, iyiyi kötüyü ayırt edecek idrak vermiş, vermiş ama onu bir türlü doğru dürüst yerlerde kullanamamışız, lütfen tarihimize bakın, 50 devlet kurmuşuz 49 unu batırmışız, Öyle bir imparatorluk kurmuşuz ki üç kıtaya hükmetmişiz ne yazık ki onu da beceremeyip batırmışız,
Yüce Mevla'm İnsanlara doğru yoldan ayrılmamaları için insanlık alemine gönderdiği kutsal kitapların da diyor ki;
“İşte size ilk emrim OKUYUN, ilim bilim sahibi olun, adil olun, adaletli olun, harama el uzatmayın, yalan söylemeyin, bütün kainatı sizin için yarattım, onu yakmayın, tahrip etmeyin, verdiğim cana kıymayın, yetim hakkı yemeyin, başkalarının namusuna göz dikmeyin, daima temiz olun, küçükleri sevin, büyüklere hürmet edin, kaza ve kaderi bilin, ben size akıl verdim fakat beni de aklınızdan hiçbir zaman çıkartmayın”. demiş;
Peki!..
Yüce Mevla'mızın emirlerine göre biz ne yapmışız?
“Okuyup ta bir baltaya sap mı olacaksın işte sana istediğin kadar toprak ek biç ye” diyerek okumalarına mani olmuş, cahil kalmalarına vesile olmuşuz, tembellikten fakir fukara, kalmışız, kadınını, kızını okutamaz, ilimden bilimden uzak, yalan müptelası olmuşuz, Kanunları çiğnemekte, kadın ve kızlarımızın ırzına, namusuna musallatta, onların ana olduğunu, insan olduğunu unutmakta, eşinden ayrılmak yerine öldürmeyi kafasına koymakta, öz çocuğunu sokağa atmakta, sattığı maldan çalmakta, borcun üzerine yatmakta, vergi kaçırmakta, boğaz tokluğuna adam çalıştırmakta, hak edilmeyen parayı cebe atmakta maharet sahibi olmuşuz ve bu konuda dünya liderliğine aday olmuşuz. Çalış üret demişiz, fakat sokaklarda tembellikten yatmışız, aylarca yıkanmadan, teke gibi kokmaktan, hastane kapılarında sürünmekten, parklarımızı, cadde ve sokaklarına pislemekten başka ne iş yapmışız,
Peki Allah bize en kutsal kitabını, en yüce peygamberini ve en güzel dini bize hediye etmiş. Bizde Vatana millete ve yaratıcımıza karşı görevlerimizi yerine getirmiş miyiz?
Bence hayır !..
Çünkü; İnsan olarak aklını kullanmayan, Allah’ın ilk emrine uymayan, saygıyı, sevgiyi, hürmeti unutan, Sözümüzdür, özümüzdür, töremizdir deyip öz evladının canına kıyan baba olmuşuz, kodeste üç gün yatıp fiyaka yapan, kendi denizine, deresine b.k atan, ormanını yakan, görevli memuruna, polisine askerine taş atan, bana ne deyip miskin, miskin yan gelip yatan, oturduğu yeri dinlendiği park ve bahçeleri cennete çevirmek varken, kendi pisliğini bile atmak için kıçını kımıldatmayan üç günlük ömrünü hiçe sayan insanlar olmuşuz...
Allah bizi bu durumumuz da nasıl sevsin;
Bizim ülkemizin toprağı verimli, ne ekersen fazlası ile karşılığını alırsın, dört mevsim her türlü meyvenin, sebzenin yetiştiği bu cennet vatanın üç yanı denizlerle çevrili, toprağın altı dersen her türlü madenlerle dolu bir hazine, İşte böyle bir ülke nasip etmiş ama bir türlü bu ülkenin zenginliğinden bihaber olan, akıllı gençlerimizi dışarı kaçıran, artık bütün yiyeceğini ekmeğini, sebzesini dışarıdan ithal eden, emeğe, adalete, devletin büyüğüne saygıyı unutan bir milleti Allah nasıl sevsin.
Ulu Tanrım!...
Ülkemi seviyorum, her türlü belalarda, felaketlerden, musibetlerden bizleri koru, düşmanlarımıza fırsat verme,
Biz seni unutsak bile, sen bizi unutma.
Necati Keskin
01.Nisan.2015


FACEBOOK YORUMLAR