Köy Enstitüsünden mezun olarak Türk bayrağının dalgalandığı her yer benim vatanımdır diyerek neresi olursa olsun öğretmenlik gibi kutsal görevi her yerde yapmak vatan sevgisinin rehberliğini öğrencilerine aşılamak üzere çeşitli il ve ilçelerde eğitimci ve idareci olarak görev yapan, Emeklilik süresince Öğretmen evi lokalinde hoş sohbetlerine doyum olmayan, 2009 yılında soy ismi gibi yıldırım hızıyla aramızdan ayrılarak kaybettiğimiz kendisini rahmetle andığım sevgili Bayram Yıldırım hocam, yine bir sohbet anısını hatırlatmak istiyorum!...
Bir hatırasını şöyle anlatıyordu sevgili Bayram hocam.
""Babaannem benim küçüklüğümde vefat etti, ama anneannemlerle de son zamanlarında birkaç defa bizim evi ziyareti sırasında namaz kılıp elektrik gibi nur saçan bir buluşa imza atan kimse ona (Edison’a) dua ederken bulurdum. 2-3 saat süren elektrik kesintisinin ardından yanan ampule bakar “seni bulan nur içinde yatsın" derdi. Ben de hemen lafı yapıştırır “ama nine o Hıristiyan” derdim. Anneannem istifini bozmadan “insanlığa hizmet edenlerin dinleri için ayrım yapamam benim için hepsi aynıdır” derdi. Çocukken gülüp geçtiğim laflardan biriydi bu. Elinden tespihi, başından örtüsü düşmeyen annemin bu görüşlerine hayran kalırdım. Ramazan’da oruca gösterdiğimiz saygıyı yeterli görmez “gerçek Müslüman şeker hastasının yanında tatlı yemez tansiyon hastasının yanında tuzlu yemez” derdi. Oruç tutmadığımı bilirse o gün benimle pek isteksiz konuşurdu. Ben laf atmazsan benimle o gün konuşmazdı. Bu onun dinine bağı ve saygılı olmasından kaynaklanıyordu.
Anneannem öleli 55 seneyi çoktan geçti. Bazen iyi ki bu günleri görmedi dediğim oluyor. Rahmetli yaşasaydı kafasında baston kırılacak çok adam bulurdu herhalde.""
Eh ne diyelim doğru söylüyor Bayram hocam, zaman toplumları hep ileri götürmüyor. Değişim öyle ya da böyle yaşanıyor, ama ne yazık ki bazen geriye doğru. 65-70 sene önce hiç okula gidememiş anneanneme bunları söyleten bilinç bu günün gençliğinde var mı? Bu günün nesilleri soy, sop, etnik köken tartışmasından ileriye taşıyamadı kendini.
Cehalet türlü türlüdür. En tehlikelisi hiç şüphe yok ki okuyup yazabilen eli kalem tutanı. Bir insan okuduğu okullardan aldığı eğitimden feyiz alamamış olabilir, o zaman tarihine döner oradan ilham alır, ondan da nasiplenememişse nefsine, insan olma onuruna bakar orada cevap arar sorularına. Kimin kendi köklerini seçme şansı olmuş ki? Beş nesil öncesini bilen kaç kişi var çevrenizde bir bakın.
Edison’lara, Pasteur’lere dua eden, ilim bilim kutsaldır diyen anneanneler yok artık. Şimdi ise ortaçağ papazlarından bile tehlikeli oyunlar içinde müritlerine cennet vaat eden, yani cenneti, kendilerine hizmeti ile müritlerini cennete gönderebileceğini bildiren tarikat şeyhlerinin kuyruğuna takılarak bir dediğini iki etmeyen, onlara her imkanı sağlamaya var gücü ile çalışan, onların vasıtası ile cenneti bulacağını inanan, kendi öz erkek evladına bile elini öptürmekte sakıncalı gören günah olduğuna inandırılan annelerin evlatlarıyız.
Biz nereden nereye geldik.
Şimdi yukarıda bahsedilen rahmetli Bayram hocamın anneannesinin görüşleri mi daha aydın, yoksa şimdi eli kalem tutan ama şeyhlerinin kuyruğuna takılan şimdiki ukala ve büyük küçük tanımayan saygısız ve seviyesiz ne olduğu belli olmayan nesil mi?.
Allah aşkına biz nereden nereye geldik, nereye gidiyoruz?
Diyorum ki dostlarım, siz medeniyeti kendi içinizde arayın. Fikirlerinize uymayan başka, başka fikirlere sahip olan insanlara ne kadar tahammülünüz var? Ateistlere, eşcinsellere, fahişelere, komünistlere, faşistlere ve toplumun en ucunda yaşayanlara ne kadar şans tanıdığınıza bir bakın. Bir de Ermeni, Alevi, Hıristiyan hatta az Müslüman çok Müslüman diye bile ayırabilirsiniz. Peki, kucaklayabilir misiniz? Hiçbirini ırkına inancına bakmadan sadece ve sadece insan olduğu için,
Onları inançlarına bakılmaksızın ve insan olduğu için kucaklayabiliyorsan eğer hem insansın, hem Müslümansın, Bakın Hacı Bektaşi Veli’ye, bakın Mevlana’ya, bakın Yunus Emre’ye, Pir Sultan Aptal’a, Aşık Veysel’e bakın onların yaşam tarzından ilham alın.
İnsanlarda güzellik Allah'ın bir lütfüdür, nur'un insan vücuduna yansımasıdır,
Edep ise gönül aynasıdır.
Bizler böyle nesiller istiyoruz.
Tekrar görüşmek üzere hoşça kalın sağlıklı kalın.
Necati Keskin
08.Ekim.2014


FACEBOOK YORUMLAR