Necati Keskin

Necati Keskin


Nikahsız Yaşamın Sonu Olmaz

01 Aralık 2017 - 09:55

Eskiler, Nikahta keramet vardır, hayır vardır. derler.

 

Doğru da söylemişler..

 

Medenî Kanunu’nun 17.Şubat.1926 tarihinden önceki dönemlerde “Kadı” tarafından yapılan nikâh geçerli sayılıyordu.

 

“Kadı”, İslami hükümlerle yönetilen şehirlerde hakim ve savcıların yerine bakan kişilere denir. Yani Osmanlı’da Hukuk adamıdır.

 

Osmanlı zamanında yapılan bütün evliliklerde kayıtları tutulan ve Kadı’nın yaptığı nikahta onun kuralları ile evlilikler gerçekleşiyordu. Ancak, buraya kadar güzel de yapılan evliliklerde nüfusun hemen yüzde 95 ni Kadı’nın nikah kıyması ile değil, köy ve mahallelerde halk tarafından para ile tutulan ve devlet memuru olmayan imamların kıydıkları dini nikahı ile evlilikler oluyordu. Bu dini nikah işlemlerinde genellikle izin alınmadan veya evlenebilme şartlarına haiz olup olmadığı dinen ve sağlık açısında bir sakıncasının olup olmadığı araştırılmadan, ayrıca evlilik kayıtları tutulmayan nikahlardı. Bu gibi nikahla yapılan evliliklerde kadının geleceği ve mağduriyetinin önlemediği varsayımıyla 1926 tarihinde yürürlüğü giren Medeni Kanundan sonra “Resmi Nikah” olarak bilinen Kadını ve Erkeği güvence altına alan, aile birliğini koruyan bu kanuna göre nikah işlemlerini yapabilme yetkisinin Belediyelere verilerek nikah işlemlerini gerçekleştiriyordu..

 

Ancak bu “resmi nikah” tan evvel veya sonra eğer kişi veya taraflar isterse İmam nikahı olarak bilinen “dini” nikah ta kıydırıyor. İşte 91 yıldır uygulanan bu yöntemin resmi sakıncasının olmadığı görülmüş, ancak gerçek evliliğin garantörü olarak bilinen Belediye Nikahı yani “Resmi Nikah” mecburiyeti getirilmişti..

 

Zaman zaman imam nikahı da bazılarınca suiistimal edilerek günlük veya gecelik nikahlar yapılarak bu şekilde dini nikahının bilerek içi boşaltılmış yani evlilikleri yasalarca engelli olan evlilikler dini nikaha baş vurularak işin çılgını çıkarttılar.

 

Açıkçası sahte evlilikler yapıldı.

 

Bu gibi imamın kıydığı dini nikahlarında acaba devlet mi kandırıldı, veya insanlar, Allah ile mi aldatıldı, Bu işlemin de yorumu size ait.

 

Şimdilerde Mecliste kabul edilen ve “Müftüler de nikâh kıyabilsin” konusu tartışılıyor, ve ortamı suni gerginliklere neden olabilecek açıklamalar yapılıyor ve sanki vatandaşların Belediyelerce yapılan “Resmi Nikah” tan bir şikâyeti varmış gibi…

 

Nikah işlemlerinin nasıl yapıldığını, Nikah memurunun şahitler huzurunda yaptığı konuşmayı hepimiz biliriz. İşte bunun anlamı, buradan yapılan sözleşme ve atılan imzalar ile yasalar çerçevesinde kadın-erkeği ve erkek–kadını birbirine bağlayıcı aile yapısının devamını sağlayan garantör hükümdür.. İmamım kıydığı dini nikahın ise aile yapısı ve davamı için sadece erkeğin iki dudağı arasındaki tek kelime ile yıkılabiliyor ama “resmi nikahta ise sadece hukuk adamlarınca yani hakimlerce çözüme kavuşturabiliyordu. Yani hukuk karşısında her iki taraf güvence altın olduğu bilinen gerçektir.…

 

Müftülere verilen bu yetkinin savunulan tarafı var elbette. Mesela deniliyor ki "Bir papazın önünde bir hahamın önünde evlilik yapınca geçerli oluyor da bizim de milletimizin ve medeniyetimizin geleneklerinden gelen Müftülerimizin yaptığı nikahlara niçin saygı duyulmasın. Toplumunda kadını, erkeğin hakkını hukukunu koruyacak bir düzenleme olduğu takdirde buna da saygı duyulması lazım." Deniliyor.

 

Ama diğer taraftan muhalif kesim ise; "Bu kanun laiklik ilkesini her dakika ihlal etmenin bir başka boyutudur. Müftülere nikâh kıyma yetkisi, hem Medeni Kanun'un başka bir şekle dönüştürülmesi hem de Anayasa'nın 'Devlet, bütün vatandaşlarına eşit mesafededir, hiçbir şekilde ırk, mezhep ayrımı yapmaz' ilkesine aykırıdır. Diğer mezheplerin, dinlerin temsilcilerine de bu hak verilecek mi? Bunu diğerlerine de verilsin anlamında söylemiyorum. O da laikliğe aykırı olacaktır." Deniliyor.

 

Konu hakkında onlarca din adamı, köşe yazarı ve konunun uzmanı hukukçu kişilerin yazılarını, görüş ve düşüncelerini okudum, hepsinin de birbirleriyle farklı görüşte ve birbirleriyle çelişkili fikir ve düşünceleri var.

 

Aslında 17.Şubat.1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun yürürlükte iken ve hiçbir gerekçesi de yokken neden Müftülere Nikah yetkisi veren kanunu çıkartmaya çalışanları da anlamak mümkün değil.

 

Dün zinayı serbest bırakanlar bu gün dini nikahtan dem vurmalarını da anlamıyorum.

 

Evlenecek olanlar zaten dini ve resmi nikahı birlikte yaptırıyorlar.

 

Eğer gerçekten laik ülkede yaşıyorsan ve buna inanıyorsak, dini nikahı yaptırmayanları da anlayışla karşılamak gerek.

 

Ama gerçek olan şu var ki nikahsız birlikte yaşamın sonu olmaz.

 

Nikahta hayır vardır, keramet vardır.

 

Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın.

 

Necati Keskin

 

1.Aralık.2017

 

atay1348@gmail.com

 

Bu yazı 19468defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum