Ramazan Ayında İftar Sofraları
İslam aleminin kutsal saydığı, rahmet ve bereketiyle kalpleri temizleyen Ramazan ayını idrak etmlenin mutluluğunu yaşamaktayız. Mevla’m daha nice Mübarek Ramazan aylarına cümlemizi ulaştırmayı nasip etsin..
Ayrıca Ramazanın sonunda gelen ve İslami değerlerimizi yansıtan tüm dostlarımın Ramazan Bayramının da, aileniz ve sevdiklerinizle birlikte sağlıklı ve huzur içerisiende kutlamanızı dilerim...
Yazımın başlığından anlaşılacağı Ramazan’ın mübarek günlerini geçirdiğimiz bu ayda “Ramazan Ayında İftar Sofraları” hakkında ki düşüncelerimi bu husustaki genel anlayışımı buradan nakletmek istiyorum.
Ramazan aylarına mahsus olmak üzere akşam ezanının okunması ile birlikte o günün orucunun nihayeti ile orucun açılmasına hepimiz biliriz ki“iftar” denir. İftara dakikalar kala sofra başında beklemenin zevki ve huzuru bir başkadır, Gözümüz sofradaki yemeklerde kulağımız ezan veya top sesinde, Ramazan ayının en güzel, en mübarek saatleri bu saatler sayılır.
Söz iftardan açılmışken yazımın esas konusuna ise bu konu çok önemli bir konu, bu konuya açıklık getirmemiz gerekir. Yüzde 97 si Müslüman olduğu bir ülkede yaşıyoruz, Dünyada bütün devletlerde olduğu gibi ülkemizde de mali durumu çok iyi olanlar ile kendikendini idare edebilecek düzeyde olan orta direk kabul ettiğiniz aileler ve onların haricinde daha düşük gelirlilerin ve garip Guraba insanların var olduğu şüphesizdir, Bu durumda insanlarının yaşam şartlarına göre iftar sofraları genellikle Anadolu’da bazı yörelerin kendilerine özgü mütevazi iftar sofraları arasında çok büyük farklılıkları pek bulunmaz. Fakat bazı kimsesiz, garip guraba insanlarında bazı Belediyeler tarafından kurulan “İftar Çadırları” sayesinde ve Devletimizin imkanları sayesinde huzur içerisinde iftar yapabildiklerine şahit oluyoruz.
Ramazanda oruç tutmak, sahur vaktinden akşamın iftarına kadar aç durmak değildir. Oruç bir sabır ibadektki olmaktan ziyade Oruç, belli bir zaman dilimi içerisinde; yiyecek, içecek veya her ikisinden de kaçınma eylemidir. Bu eylemde verilen nimetlerin değerini bilmektir, Bu ay yardımlaşmanın en yoğun olduğu ve yiyecek ve içecek bulmakta güçlük çeken insanları anlama eylemidir.
Bu anlattığım konuların dışında böyle bir mübarek günde ve bu aya mahsuz, lüks otellerin lobilerinde, muhteşem manzaralı salonlarda görkemli iftar açanlar olacağını sanmıyorum ama yine de böyle iftar açanlara şunu söylemek isterim, bu sofralarda yediklerini size helaldir ama israfla çöpe attığınız yemekleri hayatında bile görmeyen insanların varlığını düşünün, akşam iftarında ağzına aldığın bir hurma tanesini tanımayan insanları düşünün, yarın ne yiyeceğim diyen yoksulları düşünün, işsiz ve geliri olmayan aileleri düşünün, Düşünün ki, bu ramazan ayının en güzel tarafı da yardımlaşmadır, O büyük iftar sofralarını israf sofraları olmaktan çıkarın.…
İsim vermeden benimde yaşadığım ve unutamadığım iftar sofralarına ait birkaç örnek var ama birini anlatmak istiyorum.
Memur emeklisiyim, memur olarak çalıştığım bir ramazan ayında bir mahalle muhtarı bütün daire müdürlerini ve tüm yetkili amirleri iftar yemeği için davet ederken, ister istemez muhtara şaka yollu “Sayın muhtarım, daire müdürlerinin ve tüm amirlerin iftarda ne işi var. Bu binada mevcut gariban insanlar, şoförler, odacılar ile mahallendeki fakir fukara halkı niçin iftara çağırmıyorsun” dediğimde “Ya Necati Bey, bana makamına vardığım zaman işlerimi anında bitirecek kimseler olması lazım, benim zibidi takımı ile ne işim olur” dediğini dün gibi hatırlarım.
İşte bazılarına göre iftar sofralarındaki temel zihniyet bu.
Günümüzde meşhur iftar sofralarının kimlere açık olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek, mesela bazı şatafatlı iftar sofralarında ekabir takımı tabir ettiğimiz insanlarımız baş köşede, İçlerinde muhtaç bir tek kişi dahi bulamazsın.
Çok şükür ki İslam inancı taşıyoruz ama İslam’ın bizden istediği “iftar sofralarının” israfa yönelik olmadığı kanısındayım.
Anadolu’da mali durumu iyi olan hane sahiplerinin köy odalarında zengin fakir ayrımı yapmadan verdiği iftar sofraları Allah’a şükür ki bu gelenek yüz yıldır devam ettiği bilinmektedir, İşte iftar sofraları zengin fakir gözetmeksizin Anadolu kültürü ile yetişmiş insanlar olarak İslam’ın gerçek vaad ettiği iftar sofralar da bu, veya böyle olmalı diyoruz.
İftar sofraları hakkında tasvvuf araştırmacısı Prof. Dr. Reşat Öngören hocamız, tam bu konu hakkında söyledikleri sözlerine lütfen kulak verin, sayın hocam diyor ki “İnsan için, oruç ibadeti bir sabır eğitimidir ve İnsanın iftarda da yine fakirlerin, muhtaçların durumunu hissetmesi adına en azından çok şatafatlı olmayan, karnını doyurabilecek kadar bir menü ile iftar açması ibadetin ruhuna uygundur.” Diyor.
Fatih Sultan Mehmet’in bir ramazan akşamı Edirne’deki sarayından fakir bir aileye akşam iftar açmak için misafir olduğunda sadece içecek çorbası bulunan aileye çorbasının çok lezzetli olduğunu söyleyip bunun ne çorbası olduğu söylediğinde ailenin “darhane” yani fakir çorbası olarak kabul edilen “Tarhana” çorbasının olduğu kabul edilirse. Koca Osmanlı padişahı bir iftar yemeğinin tarhana çorbası ile yetindiğini de hatırlatmak isterim.
Hangi dinden, hangi mezhepten olursan olursanız olun. İnançlara saygılı olun, yeter ki akıl, vicdan ve merhamet sahibi olun..
Sağlık ve mutluluklarla dola nice Ramazanlar dilerim.
Görüşmek üzere hoşça kalın..
Necati KESKİN
14 Mart 2025

