Necati Keskin

Necati Keskin


Su Gibi Aziz Ol

01 Mart 2024 - 13:21 - Güncelleme: 01 Mart 2024 - 13:27

Su Gibi Aziz Ol

Ülkemizin genelinde köylerde ve bazı kasabaların her mahallesinde mescit ve cami yanında yöre halkının buluşma noktası olarak bizlerde büyük anılar bırakan halende var olan ama etkinlikleri eskiye göre kaybeden “Köy Odaları” bulunurdu.

Köklü bir tarihe sahip olmakla beraber geleneklerine, örf ve âdetleri ile geçmişlerine de saygı duyan ve hassasiyet gösteren onurlu bir milletin evlatlarıyız, Köy odaları Anadolu halkının ihtiyaçlarına binaen, sadece köyde yaşayan, yaşlı, genç ve çocukların buluşma noktası olarak değil, halkına yörenin gelenek ve göreneklerini, halkın eğlence, düğün dernek ve köyün geleceği konusundaki toplantılarını, ayrıca muhtaç olanın ihtiyaçlarını giderme veya gençlere ve çocuklara yönelik ahlak derslerinin öğretildiği, bazı yörelerde de halen de  yaşatıldığı sosyal yapılardı.

Buna mukabil köy dışından gelen yabancıların, misafirperverlik geleneğinde ve göreneğinde var olan köy odalarına yolu düşen bir misafirin aç kalacağı endişesi taşımadığı dinlenme, ağırlama mekanıdır köy odaları.

Köy odaları derken, hatıralarıma hep çocukluğumuzda geçen o yıllar gelir, çünkü uzun kış günlerinde bizlerin tek buluşma noktasıdır orası. Tabi bizim kadar yaşlı amcaların da birbirleriyle görüştükleri, komşularıyla muhabbet ettikleri yerlerdi o mekanlar..

Köy odaları her kapıdan girenin kendisinin istediği yere oturacağı yerler olmayıp  baş köşeden itibaren yaş sırasına göre oturacağı edep, erkan ve ahlak yuvasıydı. Bizler ve yaşıtlarımız odaya geldiğimizde, hep büyüklerin yaşlı amcaların arkalarında sesimiz fazla duyulmamasına özen göstererek yani fısır fısır konuşarak vakit geçirirdik. Bazen de farkında olmadan ses tonumuz ayarı bozulduğunda, Çocuklar ‘sessiz olun” diye arada sırada büyüklerimizden bizi ikaz ederlerdi, ama biz öyle kötü sözlerini içten söylemediklerini bilirdik.

Arada yaşlı amcalarımızdan birisi odanın hemen yanı başında duran abdestlik için doldurulan sulardan su istediğinde şimdiki nesil gibi kime söyledi diye birimizin yüzüne bakmadan hepimiz birden bu su maşrapasını almaya koşar ve amcamıza suyunu içirirdik.

Hele Çanakkale gazisi Kamil Gök amcamız ve yaşlı o mübarekler de suyu içtikten sonra “Ooohhh!.. suyun çok tatlıymış, içerisine şeker mi attın” ve arkasında “Su gibi aziz ol” derlerdi, Bizlerde o yaşlı amcalara su vermenin zevkini hazzını yaşardık..

Hep eski anılardan yazıyoruz, mutlaka anıları yazarken de hep laf lafı açıyor, işin içine su konusu olunca konudan konuya geçiyorsunuz demeyin, yine hatırladığım bir anımı nakletmek istiyorum.

Evet olay belki 60 - 65 yıl önce oldu ama olay yanımda olduğundan bu günkü gibi hatırlıyorum.

İsmini vermeyeceğim Korgun’lu bir hacı amcamız  2. Defa haç ziyaretini gitmiş ve 3 üncü seferine de hazırlık yaparken, o yıllarda her halde muhtarın iznimi gerekiyordu, veya bazı evrakları muhtara onaylatmak gerekiyormuş her ne ise, Hacı amcamız İğdeli mahallesinden yani aynı mahallede sayılırız, Rahmetli babamda o yıllarda Ören başı mahallesi ile İğdeli Mahallesi ile birleştirilerek Uludağ mahallesi olarak mahalle muhtarı, bakkal olan babama gelerek evrakları önüne serdi, “Osman Efendi Allah nasip ederse 3. Defa Hacıya gitmek istiyorum, bu evrakları da muhtar olarak onaylayıp imzalaman gerekiyormuş” dedi. Babam hacı amcamın yüzüne bakarak dedi ki; “Hacım Allah kabul etsin, iki defa haç yolculuğu yaptın, üçüncü defa bu yola girmişsin tamam, tamam da, sizde biliyorsunuz ki bu yolculuğa başlayanların belirli şartları var. Sana bir önerim var, ister kabul et, istersen sözlerimi dikkate alma ve hiç duymamış ol. Bak bu mahallemizde  fakirlikten çocukları hasta olanlar var, durumu iyi olmadığından okula gönderemeyen aileler var, veya git okula çocukların durumlarına bir bak. Müdürleriyle öğretmenleriyle bir görüş. Yahut bu millet sıcakta ovaya giderken veya gelirken çatal yola gelince mezarlığın yanında dinlenmeye geçiyor, Hem mezarlıklar için hem de dinlenen insanların bir yudum suya ihtiyaçlarını gidermen için  gel bu yıl hac yolculuğunu ertele oraya bir çeşme yap. Hiç olmazsa yıllarca gelen geçenlerin sana Allah razı olsun diye duaları nasip olsun” dedi..

Hacımız hiçbir şey demeden babamın yanından ayrıldı. İki gün sonra babamın yanına tekrar gelerek “Tamam Osman ağa, okula gittim, öğretmenlerle görüştüm, gerekli yardımları da yaptım, bu haç yolculuğu için biriktirdiğim paramla da ‘çatal yola’ bir çeşme yapacağım” dedi.

Gerçekten hacımız sözünde durdu oraya kadar kanal açtırıp su getirerek çok güzel çeşme yaptırdı. O çeşme 25-30 yıl veya daha fazla  kullanıldı, daha sonra çeşme mezarlık duvarlarının yapılması ve Organize Sanayiinin yol genişletme çalışmaları neticesinde çeşme suyu tahminim Belediye tarafından mezarlık içerisine alındı.

Yazımdan anlayanlar anladı da yine de diyeceğim şu, Ölüm faniliğin sonu ve sonsuz hayatın başlangıcıdır. Ne ölen yok olur ne de onu hatırası unutulur. Yıllarca gelen ve giden yolcunun, kurdun kuşun duasına mazhar oldu, duasını almaya da devam ediyor.  Hacıma Allah rahmetiyle muamele eylesin, mekanı cennet olur inşallah. Ruhu şad olsun.

Ancak; Haç görevini ifa eden tüm hacılar, sadece Kabe'yi görme üzerine seyahat etmelerinden ziyade hacı olma şartlarını yerine getirmeleri için, acaba Korgun'lu hacı gibi etrafını görüp gözetmeleri gerekmez mi.

Su; temizliğin, duruluğun ve güzelliğin ifadesidir.

Bulunduğun yerin temiz olmasını sağlayan, canlıların hayat bulduğu yaratıcının verdiği nimettir su..

Tüm canlılarda dünyanın en güzel gıdası ve  en güzel içeceğidir su..

Köy odasında, su verdiğimiz Çanakkale gazisi Kamil amcamız ve diğer yaşlı amcalarımızın “Su gibi aziz ol” duasına mazhar olmak ne büyük mana ve ne güzel bir dua, Allah onları da bol rahmetiyle mükafatlandırsın, mekanları cennettir inşallah, Susuzluktan yüreği yananların su vermek, bize rabbimin verdiği en büyük nimettir….

Eskiyi yâd etmekte ne kadar haklıyız diye düşünürüm zaman zaman Köy odalarının geçmiş yıllardaki hizmetinden ve hatıralarından başladık, biz insanlara verilen en büyük nimet su ile bitirdik.

Sağlıklı ve huzurlu günlerle tekrar görüşmek dileğiyle, su gibi aziz olun.

Hoşça kalın….

Necati KESKİN

01 Mart 2024

Bu yazı 464 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum