Yazımızın konusu yine futbol, Bu ülkede terörden şu ana kadar binlerce insanımız şehit edildi, teröre destek verenlere bir kere daha lanet olsun, Ülkemin Memuru, işçisi ve emeklisinin cebi delik, asgari ücrete utanılacak bir artış yapıldı.
Ekonomist olmadığım için ekonomi konusunda yorum yapamam ama yazılı ve görsel basından izlediğim ekonomistlerin anlattıkları hiç iç açıcı değil berbat, Üstüne üstlük birde 2,5 milyon Suriye vatandaşı ülkemize sığınmacıyı olarak göçmen kabul ettiğinizden ülkemizde bu konuda bazı huzursuzlukların olduğu ve bölgede mevcut Kürt sorunu da eklenenince, Türkiye zor bir dönemeçten geçerken, ülkemizde Milletvekili Genel Seçimleri ve hükümet kurma çalışmaları dışında eğer halkın yüzde 80’i Fenerbahçe’nin ve diğer takımların transferleri gibi bir aydır futbol konuşuluyorsa, toplumun büyük kesimlerinin ya beyinleri durmuş ya da vurdumduymaz bir topluma dönüştürülmüşüz,
Temiz toplum dedik, temiz futbol dedik ama şike iddiaları konusunda yargının vereceği hiçbir karar bu toplumu yatıştırmaz, Birileri için adalet, ilahi adalet olurken, diğeri için yargısız infaz kurbanı olmak bizim yazılı ve görsel basının yıllardan beri süre gelen ve tedavisi güç bir hastalığıdır.
Bizim ülkemizde ısırmak için gelen köpeği öldüren vatandaş ile köpeğin sahibi arasındaki adalet algısı aynıdır. Mahkeme ikisinin arasını bulamaz Herkesinde değişik adalet anlayışı vardır. Kimine göre köpeği öldüren haklıdır, kimine göre de köpeğin sahibi, Yalnız adaletin tam olarak dağıtılacağına da kimse inanmaz, Şimdi herkes birilerinin hoşuna gideceği, diğerlerini de üzeceği kararları adalet versin istiyor.
Türkiye Futbol Federasyonu elinde bulunan bütün bilgiler, gazetelerin yazdıklarından ibaretse neyin kararını verecek, Bizim yazılı basın tarafından polis fezlekesini gerekçeli karar hale getirip haber yapanları biz çok gördük.
50 yıldır iyi bir futbol izleyicisiyim, futbolun kirliliğini yıllardır bilmeyen yok gibidir, kendilerini lekesiz ilan edenlerin esasen futbol camiasını kirleten, herkesi de bu bataklığa sürükleyenlerdir, Futbol camiasında hiçbir spor kulübü ben temizin diyemiyor. Yıllarını futbolla adamış ve futbolla ilgilenen taraftar kitlesi temizim iddiası yapanların ne denli kirlenmiş olduklarını bilirler. Geçmişi kapatmakta yarar var. Kimsede kendi geçmişini karıştırmak istemiyor.
Şike yapıldı ise tek taraflı şike olmaz, Bir kişiye veya takıma bu yüklenemez. Bu işin sonucu nereye gidecekse gitmeli, kime dayanacaksa dayanmalı, Kimsenin Türk futbolunu kirletmeye, pislemeye ve pisletmeye hakkı yok, Kim ne yaptıysa hesabını versin suçlu olan cezasını çeksin, Adaletin kestiği parmak acımaz.
Rahmetli İslam Çupi 1973 de şöyle yazmıştı “Türkiye’de şike, futbol güçlerinin mücadele edemeyeceği bir irilikte statlarda kol gezip durmaktadır” Aradan 40 yıl geçmiş biz hala şike topunu çeviriyoruz.
Tutkusu bulunduğum Fenerbahçe taraftarı olarak benim içim rahat değil, Her yıl bir türlü dedikodusu bitmeyen bu futbol hastalığı pençesinden kurtulmamız gerek. Yani bu işin fanatikliğini bırakmamız gerekir.
Televizyon ekranlarından izleyin spor programlarını da görün fanatikliği, takımların, taraftarlarını kışkırtıcı yayınları izleyin, nefret edersiniz. Evine iki lokma ekmek götürmek için spor muhabirliğine soyunan insanların yalan yanlış veya pireyi deve yapan beyanlarını devamlı temcit pilavı gibi önüne koymaları hoş bir şey değil, Beyni kendine müsait olmayanların başkalarına akıl hocalığına soyunmaları da hiç hoş değil. Ülkemizde Televizyonları denetleyen RTUK diye bir kurum var, Bu kurumun ne yaptığını bilen yok, halkı birbirine kışkırtanlara RTUK ten ses yok ama siyasi olayın ve tartışmaların içinde varlar. Biz çok şey istemiyoruz ki, evindeki malzemeleri satarak maçlara giden taraftarları birbirine kışkırtanların hesabının verilmesini istiyoruz.
Yine konu hakkında bir fıkra geldi aklıma;
Denizli’de futbol maçı yapmak için kamp kuran bir futbol takımı, kamp yakınlarında tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar, Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra da dakikalarca ötüyormuş,
Tabi sporcularda ne uyku nede huzur bırakıyormuş, sonunda sabırları tükenmiş, susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya, horoz önde sporcular peşinde!.. Mahalle arasına dalmışlar, Kovalamacayı gören fakat bir anlam veremeyen horozun sahibi yaşlı dede seslenmiş.
- Hey evlatlar zavallı horozu neden ürkütüyorsunuz?
- Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor, O yüzden başını keseceğiz
- Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar dede, Bırakın ben onun sesini keserim ve
sizi bir daha da rahatsız etmezi….
Sporcular, dedenin sözü üzerine kovalamayı bırakmışlar, Ertesi sabah Horoz kampın etrafında ama sesi sadece gak guk sesleri dışında kayda değer ses çıkmadığını görünce şaşırıp kalmışlar, şaşkınlıklarının giderilmesi için dedenin yanında soluğu almışlar.
- Yahu dede ne yaptın da bu horozun kesini kestin
- Oğlum kıçına zeytinyağı sürdüm, Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın.. İşte ancak gak guk edebiliyor.
Bu fıkradan çıkarılacak kıssadan hisse çok,
Fenerbahçe'nin 3 Temmuz sürecinde şike davasını hatırladım. Tek taraflı şike olmadığını herkes kabul ediyor ve hepsi boş iddialar, Fakat ortada bir gerçek var ki o yıllarda Fenerbahçe Futbol gücü bakımından, mali ve ekonomik yönden diğer takımlara horozluk yaparsan birisi çıkar kıçına zeytinyağını sürer. Yıllarca ötemez....
Temiz toplum temiz futbol dedik.
Haydi hayırlısı diyelim, inşallah 2015-16 sezonu sorunsuz ve şampiyonun hakkıyla kazanacağı bir lig olması dileğiyle..
Hoşça kalın sağlıklı kalın
Necati Keskin
28.Ağustos.2015


FACEBOOK YORUMLAR