Genç Basurlular
Bu yazımı ikinci kez yazma gereği duydum, Çünkü İşimin gereği bir yerde insanların birbirlerine olan dayanışmalarını ve davranışlarını ile birbirlerine olan saygı ve sevgilerini gözlemlerim, onu şimdiki gibi kağıda dökmeye özen gösteririm.
Haftanın belirli günleri Safranbolu - Karabük Halk otobüsleriyle veya dolmuş minibüsleriyle Karabük'e gelir giderim, Bu hatta çalışan kah minibüs veya otobüs şoförlerinin hakkını da yememek lazım, hepside müşterilerine karşı son derece kibar davranırlar, arada bazıları çıkar ama o da onun suçu değil mutlaka huzursuz bir yolcudan kaynaklanır, Bunu nereden gözlemledin diye sorarsanız 35 yıl memuriyet merkezim Karabük, ikametim de Safranbolu olmasıyla her günü gider gelirim, Bu şoför arkadaşların hiç bir olumsuz tavırlarını görmedim. Hatta bir sabah işe giderken aceleyle cüzdanımı unuttuğumda şoförün cevabı net "Canın sağ olsun ağabey". Bu güzel insanlara ne diyebilirim ki?.
Konumuz şoförlerin kibarlıklarını anlatma değil de yazımı yazmadan önce Türkiye Gazetesinde Bir Mühendisin Günlüğü yazısında yazar Halime Gürbüz'ün başına gelenleri yazısında bahsetmiş ve çok etkilendim, onun yazısından da ilham olarak, ayrıca kendimce gözlemlediğim Karabük-Safranbolu dolmuşları, Büyük şehirlerde banliyö trenleri, şehir içi halk otobüsleri ve dolmuşlar, metrolar vs. gibi Toplu Taşıma araçlarında bulunan yaşları 17 ile 25 yaş civarında bulunan Genç Kuşak ben onlara artık "Genç Basurlular" diyorum….
Yangel soyundan gelen bu cinsleri gidin toplu taşıma araçlarına binin, sizde gözlerinizle şahit olun, Ooooh!. koltuklara yayılmışlar yer vermeye hiç niyetleri olmadığı gibi adaba uygun olmayan oturuşlarına baktığımız zaman, acaba bu yavrular hangi çağın çocukları, veya bu terbiyeyi nereden aldıkları gibi onlarca soru sorulabilir, bu boy 21. yüzyılın son teknoloji araçlarından olan telefonları ile meşgul olduklarından ayakta bulunan yaşlı amcalara, teyzelere yer vermemek için rahatımızı ve istifimizi bozmayalım felsefesini benimseyen bu Genç Basurlular, yaşlılara adeta alay edercesine "bana güvenerek mi yola çıktın" dercesine bakış atmaları ise son derece alaylı, ellerinde babalarının paralarıyla aldıkları en son teknoloji ürünü telefonlarıyla da birbirleriyle saçma sapan, uygunsuz konuşmalar, Kendilerini büyük olarak ikaz edildiğinde ise magandalığını gösterir gibi ters bakışmaları, Bizim lügatimizde veya kelime hazinemizde bulunmayan bu acayip dillerine nereden aldıkları belli olmayan destursuz ve fütursuzca konuşmaları, bizim gibi kulağa hoş gelmeyen sesli müzik dinlemeleri, ayakta yaşlı amcası, teyzesi yaşlarında, ayrıca hamilesi, sakatı onların umurlarında değil, dedim ya onlar 21. yılın Genç Basurluları.
68 kuşağıyız biz, artık aileden mi, okuldan mı yoksa yaşadığımız toplum terbiyesin mi nedendir bilmem ama Ankara'da öğrencilik yıllarımda Toplu taşıma araçları ile okulumuzdan evimize dönerken bir kere olsun oturarak son durakta indiğimi hatırlamam. Şu anda bile ilerlemiş yaşıma rağmen kendimden küçük çocuklu hanımlara veya hamilere, yer vermemek ahlak anlayışıma ters geldiğinden bu yazımı yazmak zorunda olduğumu kendimde görev hissettim.
Peki!.. Anneler babalar, bu gençlik nereye gidiyor,
Gelenek ve göreneklerimize son derece saygılı olan büyüğünü küçüğünü bilen, ayrıca dinimizin emri olan büyüklere saygıyı, küçüklere sevgi ve merhamet etmeyi başta anne ve babalar olarak çocuklarımıza öğretmeliyiz, Merhamet etmeyene merhamet olunmaz prensibini gençlere anlatmalıyız,
Yaşam devam ettiği sürece bu günün gençleri yarının yaşlılarıdır. Hayatta gençliğin ömür boyu korunamayacağı gerçeğinden hareketle bu gençlerinde bir gün yaşlanacağı hiçbir zaman unutulmamalı, yaşlılara özellikle anne ve babalarımıza, dede ve ninelerimize, akrabalarımıza hürmet etmeyi ve onlara her konuda saygı göstermeyi aile bireyleri olarak gençlere anlatmalı ve konunun önemini izah etmeliyiz.,
Bu görev başta ailelerin ve eğitim sırasında öğretmenlerin görevi olmalıdır.
Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın.
Necati Keskin
01.Mayıs.2016


FACEBOOK YORUMLAR