Necati Keskin

Necati Keskin


Yılbaşı Geceleri

26 Aralık 2019 - 12:53

2019 yılının olumsuzluklarının bitirilmesi ve 1 yıl daha yaşlandığımızın hüznü yerine 2020 yılının getirdiği mutluluğu tüm okuyucularımla birlikte yüreğimle kutlar,  nice yıllara sağlıkla, başarıyla ve sevdiklerinle birlikte görmeni ve geçirmeni diliyorum, dünya barışına, ülkemize hayırlar getirmesini cenabı Allah’tan niyaz ediyor, tüm insanlara ve insanlığa değer verenlere sağlık mutluluk ve huzurlu yıllar temenni ederim.
 
Bir yılbaşı gecesinde bütün yılın yorgunluğunu sırtımızdan atarak yeni yıla ümitle gereceğimiz günü heyecanla beklemenin mutluluğundan çok, benim gibi yaşı 73 ten 74 e girecek insanların artık yaşlanmaya başladığınızın bir işaretini hissettiğimiz için, bu yönden içiminizi de bir ara karamsarlık basıyor ister istemez.
 
Ama yinede mutluyum ve mutlu olmaya çalışıyorum. Sağlıklıyım, evim, eşim ve çocuklarım ile torunlarımla günümü gün etmeye çalışıyorum. Bu günleri gösterdiği için sonsuz duacıyım yüce mevla’ma, her yılın son günü gecesine ve yeni yılın başlangıcına yılbaşı dedik!..
 
Kutlanır mı, kutlanmaz mı? Dedikodularını aştık artık. Dostlar hep birbirine sorarlar!.
 
Yılbaşı Neredesiniz?
 
Biz artık yaşınız gereği yılbaşı gecelerinin zevkini unutur olduk, ama memleketim Korgun’da hatırladığım 1955-1965 yıllarında yılbaşı geceleri şöyle gözümün önünden geçiyor.
 
Bizde yılbaşı akşamında evimizde Korgun mutfağından değişik yemekler sunulduğu gibi mutlaka komşularımız veya dostlarla birlikte evimizde yılbaşını kutlardık.
 
O gece düşüncemiz sadece herkesin evinde bulunmayan bataryalı radyo dinlemek,  sadece iyi yemekler, çerez ve yılbaşında saat 24:00 de radyo’dan açıklanan bir çeyrek de olsa aldığımı milli piyango biletine çekilen milli piyango heyecanı, amortisi çıksa bile dünya kadar sevinir, boşa giden parayı kurtarma hesabına girerdik.
 
Korgun’da halkın eğlenebileceği veya yılbaşı kutlamalarını yapacağı yer yok, sadece yetişkin erkekler için kahvehaneler sabahlara kadar açık, yılbaşına özel tombala çekimleri devam eder, başka masalarda Korgun’da bilinen sayılı birkaç kişinin kendine göre ufak paralarla kumar oynadıklarını eski kahvehane çalıştırıcısı olarak biliyorum. yalnız tek iyi tarafı her ne sebeple olursa olsun içki asla kullanılmaz.. Ayrıca bizim oralarda içki kültürü olmadığından içki içmek en büyük ayıplardan birisi sayılırdı. Şimdi bu günlerden geriye baktığımızda o günleri mumla arar olduk. Büyüklere saygı son derece fazla olduğundan bırakın içki içmeyi sigara’nın bile büyüklerin yanında içilmediği, hatta 19- 20 yaşlarında sigara kullandığım sıralar sokakta bile rahat bir sigarayı ne zaman içeceğim diye hayıflandığım olmuştur.
 
Laf lafı açıyor da yazımıza yılbaşı dedik nereden nereye geldik.
 
Yeni yılda mucizeler beklemeyin, çünkü yaradan’ın mucizesi sizsiniz,
 
Ben hayatım boyunca her anın kıymetli olduğunun farkındalığı içinde, acısıyla tatlısıyla doyasıya yaşadım, yaşıyorum da.
 
Pişmanlık duymadan, keşke demeden, kendimi suçlu hissetmeden...
 
Mutluluk yaşanılan anılarda gizli.
 
Yeni bir yıldan mucizeler beklemek doğru değildir.
 
Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün güzel bir sözüyle yazımı bitirmek istiyorum.
 
“Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun”.
 
Yaşamın kaynağı sevgi, dostluk, barış ise 2020 yılının tüm insanlığa, ülkemize sevgi, dostluk ve barış dolu bir yıl olması dileğiyle tüm okurlarımızın yeni yılını candan kutlar, sağlık, mutluluk ve huzur dolu günler temenni ederim.
 
Necati Keskin 26 Aralık 2019
 
Bir Yılbaşı Fıkrası
 
Postanede çalışan memurlar yılbaşı günü noel babaya yazılmış bir mektup bulurlar, tabi noel baba diye birisi olmadığı için mektubu açıp okurlar, mektupta söyle yazıyor;
 
“Sevgili noel baba ben 10 yaşındayım. hiç kimsem yok, yetimhanede kalıyorum, bütün arkadaşlarıma noel hediyesi geldi, ama bana hiç hediye getiren olmadı. Onun için senden üç şey istiyorum. Bana bir kalem, bir kalem kutusu ve birde ayakkabı gönderirsen çok sevinirim.”
 
Memurlar mektubu okuyunca aralarında para toplayarak kimsesiz çocuğu mutlu etmek ve noel babaya olan inancını sarsmamak için istediklerini alır ama para yetmediği için kalem kutusunu almazlar, aldıkları hediyesi posta ile gönderirler, aradan günler geçtikten sonra çocuktan noel babaya teşekkür mektubu gelir. Mektup şöyledir;
 
“Sevgili noel baba, gönderdiğin hediyeleri aldım. Beni son derece memnun ettin, yalnız gönderdiğin hediyeden kalem kutusu çıkmadı. Gönderdiğine inanıyorum ama postanedeki çalışan hırsızlar almıştır, seni seviyorum noel baba”
 
Eli Bıçaklı Adam
 
Adam elinde bıçak, camiye girer, namaz kıymaya yeltenen cemaate “ey cemaat içinizde Müslüman var mı” diye bağırır.
 
Herkes eli bıçaklı adamdan korkar ve sesini çıkartamaz, ancak yaşlı bir amca “ben varım” der.
 
Bıçaklı adam amcaya “bir dakika dışarı gelir misin”, diyerek koluna girer ve birlikte camiden çıkarlar, biraz ötede bağlı bir koyunun yanına gidip "amca bu benim adak kurbanım, kurbanımı kesmeme yardımcı olur musun? İslami kurallara uygun keselim diye seni camide sizin gibi bir Müslüman aradım” der.
 
Amca koyunu kesmeye başlar, yaşlılık bu ya, her tarafı kan olur amca "oğlum çok yoruldum, camiye gir başka birisini bul, parçalama işine yardım etsin" der.
 
Adam elinde kanlı bıçağı ile tekrar camiye girer. "içinizde başka Müslüman var mı?”
 
Yaşlı amcayı götürüp kestiğini zanneden cemaat korkudan hiç birisi sesini çıkartamaz.
 
Adam imama dönüp bakarken;
 
İmam "ne bakıyorsun ulan iki rekat namaz kıldırmakla Müslüman mı olduk” der,
 
Ben Pastacımıyım?
 
Evde elektrik tesisatı arızalanmıştır. kadın kocasına rica etmesine rağmen, kocasının tesisatı tamir etmeye hiç niyeti yoktur. adam karısına kızarak bağırır:
 
Ben elektrikçi miyim?
 
Bir müddet sonra evde su tesisatı arızalanır. Kadın yine kocasına rica eder, fakat kocasından aldığı cevap aynıdır:
 
Ben tamirci miyim?
 
Adam, bir akşam eve döndüğünde, hem elektrik hem de su tesisatının yapıldığını görür ve merakla sorar:
 
Kime yaptırdın?
 
Üst kattaki komşuya.
 
Ama ben sana para bırakmamıştım, nasıl yaptırdın?
 
Kadın cevap verir:
 
Bana iki şey teklif etti. “ya benimle yatarsın, ya da bana bir pasta yaparsın.” dedi. Kocası:
 
Peki neli pasta yaptın? Diye sorunca kadın da der ki:
 
Ben pastacı mıyım?
 
Akademisyen ve Gazeteci
 
Kriz yüzünden işten çıkarılan bir akademisyen ile bir gazeteci yurt dışına çıkmışlar. Bir süre yiyip-içip eğlenmişler. Doğal olarak paraları çabucak tükenmiş.
 
İş aramışlar ve bir çitlikte hayvan pisliklerini ahırdan kürekle kazıyıp çöp römorkuna atma işi bulmuşlar. Bir süre çalışmışlar, başarılı olmuşlar, çiftlik kahyası da onları sevmiş ve hallerine acıyarak,
 
-Size daha kolay bir iş vereceğim" diyerek onları yumurta paketleme işinde görevlendirmiş. ”bunların irilerini ve iyilerini bu taraftaki kutulara, küçük ve kötülerini bu taraftaki kutuya koyacaksınız" demiş.
 
Fakat bizimkiler çok yavaş çıkmışlar, "bu iyidir, değildir, küçüktür, büyüktür" tartışmaları ile işleri aksatmışlar. Onları gözleyen kâhya yanlarına gelmiş,
 
-"Siz Türkiye’de ne iş yapıyordunuz? " diye sormuş.
 
Bizimkiler "gazeteci" ve "akademisyen" diye cevaplamışlar.
 
Kahya; "Belli belli, sizin Türk aydını olduğunuz belli" demiş. "çok iyi bok atıyorsunuz ama iyiyle kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz! .."
 
Bülbül
 
Rahmetli bestekâr Selahattin Pınar bir yandan beste yaparken diğer
taraftan üç-beş kuruş kazanmak için bazı zengin çocuklarına musiki
dersi verirdi.
 
Öğrencilerden biri bir gün,
 
-''Hocam, sabahları aç karnına çiğ yumurta içmenin sesime çok faydası
varmış. Ben bir haftadır bunu yapıyorum. Sesimdeki değişikliği fark
ettiniz mi?'' diye sorar.
 
Selahattin Pınar,
 
-''İç oğlum, iç der. Hiçbir zararı yoktur!'' bir süre sonra oğlan,
 
-''Hocam, annem de çiğ yumurta sayesinde sesimin çok güzelleştiğini söyledi. siz de farkındasınız, elbette..'' Selahattin Pınar çaresiz... bet sesli oğlanı atsa olmayacak, ekmek parası..
 
-''Oğlum.. der. Yumurtanın zararı yoktur... İçebilirsin...''
 
Bir süre sonra oğlan yine aynı konuya girince, dayanamaz rahmetli...
 
-''Ulan, eşşekoğlu eşek... der. Yumurtada keramet olsaydı, tavukgötü bülbül gibi öterdi!''
 
Papazın Kuşu
 
Günün birinde, rahibin kilise bahçesindeki kafesinden bir kuş kaybolur.

 
Kuşu bulması, ya da yenisini alması gerek.
 
Ayinden sonra cemaatine sorar:
 
-Kimin kuşu var?
 
Bütün erkekler ayağa kalkar..
 
- Hayır onu demedim, kuşu gören var mı?..
 
Bütün kadınlar ayağa kalkar..
 
- Hayır efendim, yani ben başkalarının kuşunu kim gördü demek istiyorum..
 
kadınların yarısı ayağa kalkar..rahip iyice kızar..
 
- Allah, Allah!.. Ne laf anlamaz insanlarsınız. benim kuşumu gören var mı yahu?..
 
Bütün rahibeler ayağa kalkar.
 
Erzurumlunun Bedduası
 
Erzurumlu harmanını kaldırmış, ekinini kurutuyormuş. Öğleden sonra gökyüzü kararmaya başlamış. -'Allah’ım, ne olirsen ekinim gurumadan yağmurunu yağdırma!
 
-'Allah’ım, birkaç gün daha yağmurunu yağdırma, ne olirsen' diye dualar edip durmuş.  ekini kurudu kuruyacak. Akşamüzeri, son yarım saatte bir yağmur bir boran. tüm ekini çürümüş.  o hırsla eve gelmiş, bir de bakmış ki; eşşeği de yıldırım çarpmış.


Bu olay Erzurumlunun içine oturmuş ama bir şey de yapamamış.
 
Zaman geçmiş, ramazan ayı gelmiş.
 
İlk gün niyetlenmiş Erzurumlu. İftara tam yarım saat kala, bir sigara çıkartıp yakmış. İlk nefesini şöyle bir güzelce çekmiş ve gökyüzüne bakarak üflemiş.
 
-'Nasıl? İllet oliysen şimdi değil mi?' demiş ve eklemiş:
 
 -'Ölen eşeği de gurbana saymazsam şerefsizim...
 
2020 yılının huzur ve barış içerisinde, yeniden görüşmek üzere hoşça kalın.
                                                                                   

Bu yazı 684defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum