Necati Keskin

Necati Keskin


Zamane Gençliği

24 Temmuz 2014 - 17:34

Zamane Gençliği

 

Zamane kelime anlamı itibariyle “şimdiki zaman” olarak algılamaktayız. Bu itibarla şimdiki gençliğe bakıyoruz, yaptıkları hareketleri gözlemliyoruz, Zamane gençliğe göre bizim bu gençlikten özde farklı olmadığımız halde değişen kültüre ve teknolojiye, hayat standartlarına yani 21. yüzyıla ayak uyduramamış olarak bilirler, Halbuki biz yaşlılar tarafından zamane gençliğini oldukça farklı ve dejenere olmuş çeşitli saçmalıklarla dolu yaşam tarzları, biz yaştaki insanları tümü benim gibi düşündüğü halde bizim gençliğimiz ile şimdiki gençliğimiz arasında tam 180 derecelik bir ters açı var.

 

Hangi açıdan bakarsanız bakın biz şimdi buna zamane gençliği diyoruz. İşte zamane gençliği denen ve şu an ki gençliğin %80 nini oluşturan, bizleri rencide etmeyi onur sayan ve 1.80 cm. lik boyu olup da kendini adama benzer adam sanan, kalçasına kadar düşük belli kot giyip de tişörtünü çekiştire, çekiştire kıçına sokuşturan, sevgilisinin elini tutarken bile kendini kabadayı sanan, adam gibi adam olmayıp, kendini her türlü pisliği yapabilecek kuvvet ve kudreti kendinde gören arkadaş ayağıyla yılışan, lüks yerlerden çıkmayıp hesap geldi mi eli cebine gitmeyen, saçına 1 kilo jöle sürüp de kendini bi bok sanan, sömürücü, aç, tutuk zekalı, çıkarcı, tek derdi yatak olan, aklı belden aşağısına çalışan,  sevimsiz kaşarlanmış kızlara takılıp kendini jigolo sanan, kafası çalışmayıp da az konuşunca zeki olunduğunu zanneden,  kıçından kıl aldırmayan öküzlüğü tavan yapmış, girdiği her toplum da kendini rezil eden, insan gibi konuşmayı bilmeyip de lanlu lunlu konuşan, küfür kokan sözleri, kumar, şans oyunları, sigara, alkol, hırsız, kaptıkaçtı gibi kötü alışkanlıkları olmuş, kimileri akşama kadar evde yiyip, içip,  yatıp sonrada bilgisayara takılan, akşam dışarı çıkıp kendini kabadayı sanan, oturduğu alanlara sıçan, meze olup ta her ortamda akmaya çalışan, büyüklerine saygısız,  ailesinde sülük misali yapışmış bir gençlik görüyorum bu gençliği.

 

Her dönem elbette yeni yetişen neslin bir öncekine göre farklılıkları, değişik bir yetişme tarzı, değişik imkanları ve hayata değişik bakış açıları olacaktır, eminim olmuştur da.

 

Ama kendi büyüdüğüm ortama baktığımda son zamanlarda oldukça farklılıklara ve saçmalıklara rastlıyorum, Bizim gençliğimize şöyle geriye dönüp baktığımda ailemizde, eğitim ve öğretim yerlerinde, toplum içerisinde çok fazla sevgi saygı görmeden büyüyen, örnek bir gençlikti bizim gençliğimiz. Günümüzün gençliği ise dini hiç bir eğitim almamış bu yüzden de ahlaki çöküntü içinde büyük bir kaosa sürüklenmekte ve teknolojinin kumandası ile büyüyen bu gençleri tanımakta zorluk çekiyoruz, Ne oldu da bu acınacak duruma düştüler, Suçlu gençler mi elbette hayır, Aileler ve eğitimciler, toplum ve yöneticiler bunun hesabını yapmakta geç kaldılar, onları internet cafelerde veya evinde televizyon başında şiddet içerikli filmler izlemekten, düşünme hürriyeti kaybetmiş, yeteneği olmayan, hiçbir şeyi merak etmeyen, araştırmayan, sorgulamayan, kendi kendine karar veremeyen eleştirel bir yaklaşımı olmayan ve yaratıcı fikirleri üretemeyen robot misali bir nesil yetişirken bizler sadece seyirci kaldık.

 

Para ve maddi imkânlarıyla dolu bir ortamda büyüyen zamane gençlerinin, kaynaklarını bu kadar yanlış bir biçimde kullanılmasına aklım almıyor, arabasının üzerinde yatarak içki şişesi ile poz verip “zekiyim, çeviğim ve ahlaksızım” diyen erkekler ile  “gencim, güzelim ama seni üzerim” diyen ve aile şerefini üzerinde taşımayan her gün değişik erkeklerle yatıp kalkan ahlaksız genç kızları her baktığım yerde uyuz it gibi çoğalmasına tahammül edemiyorum.

 

Bu yavrularımızın batının ne idüğü belirsiz müziğinin dinlemelerine, GDO lu malzemelerden yapılan gıdaların tüketmelerine, hamburger çocuğu olmalarına, sokaklarda hırpani gibi gezmelerine, elektrik çarpmış gibi duran şekilsiz saçlarına, ailesine karşı sorumsuz, itaatsiz ve saygısız olmalarına tahammül edemiyorum.

 

Biz mi yanlış yaptık ta bunlar bize geri kalmışlar diyebilme cesaretini gösteriyorlar, yoksa  atalarımız mı yanlış yaptı da biz bu gençlikten geri mi kaldık?. Yanlış bir eğitim mi aldık veya yanlış bir eğitim mi verdik?.

 

Biz 68 kuşağıyız hep doğru söyledik ve hep doğruların yanında olduk. Bizim de yanlış yaptıklarımız elbette olmuştur, fakat yaptıklarımızın  % 99 unun da doğru olduğuna inanıyoruz. Biz milliyetçiydik, vatanseverdik, Devlet büyüklerini ayırım yapmadan severdik, Bu konuda bizler aile eğitimini son derece iyi aldığımıza inanıyoruz. Okulda verilen eğitimin, hocalarımız bizim büyüğümüz, atamız, velinimetimiz diye kabul ederdik. Onlara hala hayatta olanlara saygıda kusur etmeyiz veya vefat edenleri de rahmetle anarız, Biz kitap bulamazken, kaynak bulamazken, bütün kitap ve kaynaklara sahip bilgisayarları ellerinde olmayan öğrenci var mı? Lise çağında bile kolumuza saat takamazken, şimdi ilköğretim çağında cep telefonu olmayan var mı?. Okula gitmek için bir saat karlı, yağmurlu, çamurlu yerlerden geçip okulumuza ulaşırken şimdi evinden servis arabası ile gidiş akşam eve teslim edilmeyen öğrenci var mı?,

 

Bu imkanları sahip zamane gençliği böylemi olmalıydı.

 

Bizler; Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti emanet ettiği gençliği arıyoruz.

 

Umuyoruz ve diliyoruz ki geleceğin gençliği, tartışan, eleştiren, sorgulayan, has bahçenin tohumlarıyla renklenen çiçek gibi filizleneceğine inanıyoruz.

 

Bizler aile içi iyi bir model eğitimci olabilirsek, gelecek nesillere, yeni kuşaklara örnek bir nesil bırakabilme umuduyla,

 

Tekrar görüşmek umuduyla hoşça kalın sağlıklı kalın.

 

Necati Keskin

asiyan151048@hotmail.com

24 Temmuz 2014

Bu yazı 7295 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum