Milli Ve Manevi Duygularımız
Anılarımdan
Yıl 1952-53 öğretim yılı, yani tam 70 yıl önce.
İlkokula başlayalı henüz iki ay kadar olmuştu.
Öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımızla tanışmak, okulumuzu, sınıfımızı, ders ve teneffüs saatlerini öğrenmek, tüm öğrenciler heyecanlıydık, çünkü yakında İlk defa bir bayram kutlayacağız “Cumhuriyet Bayramı”,
Bir hafta önceden sınıfımız süsledik.
Öğretmenimiz ve okulumuzun baş öğretmeni rahmetli Mehmet Samsa.
Bir sabah tüm öğrencilerin okul önünde “Andımızı” söyledikten sonra Okul müdürümüz Mehmet Samsa tarafından tüm öğrencilere seslenerek;
-Çocuklar yarın 28.Ekim, öbür gün ise 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Cumhuriyet Bayramından önce yarın Çankırı Jandarma Alay Komutanı Albayımız okulumuzu ziyarete gelecek. Onun için okul ve sınıfımızı temiz tutalım.”
İlkokul birinci sınıf öğrencileri olarak çok heyecanlanmıştık. Albay nasıl bir asker, elbisesi nasıl, nasıl yürür, nasıl selam verir, acaba bize ne anlatacak?
Bu soruları bir birimize sorarken bir yandan da o geldiğinde nasıl karşılayacağız, bize ne soracak, diye sınıf arkadaşlarımızla konuşuyoruz, henüz 6-7 yaşlarında çocuklarız. Onun için bütün sınıf heyecan içindeyiz..
Hiç unutmuyorum o günü bu günkü gibi gözlerimin önünde!
O yıllarda Çankırı-Korgun arasında yol motorlu araçların çalıştığı yol değil, keçi yolu gibiydi. Korgun’lular genelde Çankırı’ya binek hayvanlarıyla ulaşabiliyorlar. Ya da Alpsarı tren istasyonuna gelip Çankırı’ya trenle gidip gelmeleriyle mümkün oluyordu. Abay’ın da mecburen trenle geleceğini söylediler. Birde o yıllarda her Karakol’da bir at beslenirdi. Albay’ında Korgun’a geleceğini tabi ki Karakol’da biliyor ona göre önlemini alıyor. Bunun için ise Karakol çavuşu Albay’ı getirmek için atı Alpsarı’ya tren istasyonuna götürmüş.
Hatırladığım kadarıyla bir öğle vakti gibi baş öğretmenimiz rahmetli Mehmet Samsa ve Osman Selçuk ile yine okulumuzun 4 veya 5. Sınıflardan bir grup öğrenci, köy heyetinden bir kaç kişi Ova yolunda, şimdiki “çatalyol” mevkiinde karşılamaya gittiler.
Bütün öğrenciler, okuldaki bütün öğretmenler başöğretmen ve öğretmenimiz hep birlikte albayın yolunu gözlüyorduk.
Sanırım çarşamba günüydü Albay’ın okul bahçesine girdiğinde öğleden sonra ilk ders saatlerimizdi, atın sırtında albayın şapkasındaki ve omzundaki yıldızlar parlıyordu. Heyecanımız bir kat daha arttı. Hele hiç unutamam sınıf arkadaşım İsmail Zeybek’le beraber onu seyrederken İsmail’in bana dönerek “Ya iki gündür albay, albay dedikleri bizim öğretmenimiz gibi ama elbisesi değişik” dediğinde hiç şaşırmamıştım.
Korgun ilkokulunun arkasında ki yolun her iki yanına dizilmiş siyah önlüklü beyaz yakalı öğrencilerin önüne gelince albay, atından indi selam verdi:
-Nasılsınız çocuklar
Hep bir ağızdan tek bir sesle!
-Sağ ol!
-Sizde sağ olun.
Hepimizle tek tek selamlaştı, Öğretmenler odasında yorgunluk kahvesi içip ilk bizim sınıfımıza geldi. Bize İstiklal Savaşını ve Atatürk’ü anlattı. Orhan Seyfi Orhon’un Atatürk’ün cenazesi kaldırılırken “Gidiyor” şiirini okudu, Atatürk’ü anlatırken bizi öyle bir etkiledi ki. Yunus Sosyal arkadaşımın hüngür hüngür ağladığını hatırlarım. Daha sonra tek tek diğer sınıfları da ziyaret ettiğini anımsarım.
Bir Albay’ın okulumuzu ziyaret etmesi o gün hayatımızın en mutlu günlerinde birini yaşadık.
Bir gün sonra Cumhuriyet Bayramımızı kutladık, İlk defa kutlamasına katıldığım bayramın o coşkusunu hiç unutamam. 70 yıl geçmesine rağmen hala o günleri yaşarım.
Bu anımı sizlere niçin anlattım;
Bir ata sözü vardı “Ağaç yaş iken eğilir” Bakın aradan 70 yıl geçmiş çocukluk günlerimizde beynimize kazınan bize verilen milli ve manevi duygular. O günleri unutmak mümkün mü? O tarihten itibaren Atatürk sevgisi bizde hiç sönmedi, onu anarken bile duygularımız hala kabarır. Yetmiş koca yıl geçti, o günden bu güne kadar bizim devletimize olan saygınlığımızı, Milli ve dini bayramları, Atatürk’ün gençliğe hitabesi, bana ve bütün arkadaşlarımın hayatıma bir duygu bir değer kazandıran olaylar olarak görüyorum.
Ülkemizin her zaman ihtiyacı olan iyi insan olma yolunda ilk adımlarımız henüz ilkokuldan itibaren okullarda öğretmenlerimizin bize verdiği milli ve manevi duygulardır. İyi bir vatandaş olmak içinde, kültürlü, devletine inanan, ona güvenen, milletine saygılı Cumhuriyet ilkelerine sahip çıkan, hak ve adaletten ayrılmayan iyi bir insan olmaktan geçer,
Bu değeri bizlere kazandıran öğretmenlerime Allahtan sonsuz rahmetler sunuyorum.
Mekanları cennet olsun.
Görüşmek dileğiyle sevgi ve saygılar sunarım.
Necati KESKİN
24 Ekim 2022


FACEBOOK YORUMLAR