Necati Keskin

Necati Keskin


Edep Ve Ahlakını Korumak

01 Haziran 2022 - 07:41

Edep Ve Ahlakını Korumak

Ben 1946 Şubat ayının son gününde doğmuşum, Aklım ermeye başladığından bu güne kadar, baba, anne, amca, dayı, abi abla yakın akrabalar bir yana, bizden büyük olanların karşısında bazı istisnalar dışında saygıda kusur etmek, onların söylediği laftan, emirden dışarı çıkmak, büyüklerimizin yanında uzanıp yatmak, ayak uzatıp oturmak, saygısızlık yapmak haddim olmadı çok şükür..

İşte size bir örnek; Çocukluğunu yaşadığım Korgun’da belli bir yaşta kahvelere giremediğimizden yaşıtlarımızla genelde köy odalarında toplanırdık, Büyükler yani yaşlılarımız baş köşelerde, daha sonra orta yaşlılar sıralanmış oturuyorlar, biz küçüklerde kapı girişinde orta yaşlıların arkalarında sessiz sessiz otururuz, ama arada sırada sesimiz fazla dyulduğunda, büyüklerimizden hemen ikaz gelirdi.

Camiler ise mahalle odaları hemen yanıbaşında veya bitişiğinde ezandan sonra camiye gider büyüklerimiz ve ona rağmen onların oturdukları başkköşe tabir ettiğimiz yerlere asla oturamazdık. Yani biz büyüklerimizden böyle görmüş böyle öğrenmiştik.

O yıllarda bizim büyüklerimizden gördüğümüz edep ve erkanımız, sizce doğrudur veya yanlıştır. Daha beteri ise bizden öncekil nesil de ise o yılların genç evliler büyüklerin yanında eşleriyle yan yana oturmaz hatta çocuğunu büyüklerin yanında kucağına alıp sevemezmiş. Yalnız bu çocukları sevmediklerinden değil, büyüklerimizin yanında ayıp olur diye yapmazlarmış, hatta gelinler kayınbabanın yanında yüksek sesle konuşmaz, sesini duyurmaz gelinlik yaparlardı. (Gelinlik ağzını başında bulunan çar ile örtmek ve sesli konuşmamak) Güzel bir adet miydi? Orası tartışılır.

Yahu Necati kardeşim “Edep ve Ahlak” konusunu da nereden çıkttınız diyeceksiniz?

Parkta, el ele şakalaşıp gülüşerek telefonla çekim yapan, evimin yanındaki parkta sabah ezanlarına kadar erkek arkadaşlarıyle gülüşerek eğlenen, bu gençleri gören altmışbeş - yetmiş yaşlarında bir kişinin arkadaşına, “Biz Dünyaya erken gelmişiz” dediğini duyduğumda, acaba dedim; Bu gençler mi daha şanslı, bizden kırk-elli yıl sonra dünyaya gelenler mi?

Ben 75 yaşını aşmış birisiyim. Bir an çocukluk ve geçlik yıllarıma gittim. O zamanlar insanlar arasında yardımlaşma, saygı, sevgi, samimiyet gibi sıcak bağlar vardı.. Korgun halkını size  nasıl tarif edeyim, yani pek ayrı gayrımız yoktu gibi, lanet olsun 18 yaşlarımda sigara alışkanalığına başladığımda kendi kendime hayıflanırdım, nedeni ise, Korgun’da kimseden çekinmeden, gizli gizli sigara içmekten ne zaman kurtulurum derdim. Koskoca Korgun da kim olursa olsun benden büyüklerin yanında sigara içmemiz mümkün değildi. Yani 850 hanele köyümüzde herkes bir aile gibiydik. Şimdi mahalleli birbirini değil aynı binada oturup birbirini görmeyen tanımayan insanlarla dolu.

Evet, o zamanlar yoksulluk vardı. Her öğünde aynı karavanada bir çeşit yemek yerdik. Ayakkabılarımız eskimesin diye yazın yalınayak gezerdik. Bir veya iki dizleri ve arkası yamalı pantolon, yamalı çoraplar giyerdik. Ütülü elbiseler giymek nasıl oluyor bilmezdik, Akşamdan pantolonları döşeğin altına serer, döşek ütüsü yapardık. Kemer olmadığı için belini iple bağlayan arkadaşlarımız vardı, Onları bu halini hiç yadırgamazdık.

Fakat hepimiz durumuzdan şikayetçi değildik, Annemize babamıza, falanca şöyle giyiyor, şöyle yiyor biz niçin böyleyiz gibi ailelerimizi sorgulamamız olmadı çok şükür.

Ahh o günler, o günler,

Şimdi akıllı evler, her evde ve her odada birkaç tane televizyon, her aile ferdinde birer akıllı telefon, ayrı odalarda ayrı diziler seyrediliyor. Kimi tablette kimi bilgisayar başında vakit geçiyor. Aile içerisinde muhabbet istişare kalmadı. Aynı odada oturulsa bile, ellerde telefon herkes kendi sanal âleminde, birbirine olan sevgi ve saygı ise hak getire..

Böyle bütün bunları düşündüğümde de, hem o eski günleri yaşadığım için, hem de bu devre ayak uydurabildiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum.

Sorumluları kim desem, abes bir soru olacak.

Köylerden şehirlere akımı durduramayanlar mı? yoksa eski ananelerimizi ve geleneklerimizi unutup, gelecek kuşaklara öğretemeyenler mi? Haliyle bu gençlerimize Allah sevgisini, kuldan utanma duygusunu verememişiz mi?

Sonunda zaman içerisinde gelişmemkte olan teknolojiye ayak uyduramayıp, yaşama sevinci kalmamış, insanlıktan nasibi almamış, haliyle vicdanlar çürümüş, nefis azmış, sapıklık tavan yapmış.

Kendi kendime acaba ben mi yanlış düşünüyorum.

Ama düşünmemiz gereken, ülkemiz ve geleceğimiz yavrularımız var.

Bazen, o eski günleri özlüyorum çünkü o günlerin edep ve ahlakını arıyorum.

Sağlıklı ve huzurlu günlerde görüşmek dileğiyle Allah’a emanet olun

Necati KESKİN

01.Haziran.2022

atay1348@gmail.com

Bu yazı 616 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum