Necati Keskin

Necati Keskin


Üç Gıda - Üç Zehir

26 Temmuz 2022 - 16:52

Üç  Gıda - Üç Zehir

Yazıma bir Temel fıkrasıyla başlamak istiyorum.

Temel genel kontrol için doktora gitmiş yapılan tetkikler neticesinde sağlıklı olduğu görülmüş ama vücuttaki şeker oranının biraz sınırı geçmiş olduğundan doktor Temel’e “şekerin biraz sınırı geçmiş Temel” demiş Temel’de doktora “Peki ne yaymam gerekli  doktor” demiş Doktor da ”her yemek gibi kararınca ye” demiş. Temel Doktora teşekkür ederek evin yolunu tutmuş.

Evinde kapıyı heyecanla açan Fadime hemen “Uy Temel neyin varmış da” dediğinde Temel “Valla Fadime hiçbir şeyim yok ama şekerim biraz yüksek çıktı.” Demiş. Temel artık bütün tatlıları hava kararınca yemeye başlamış, Fadime Temel’i gece tatlı yediğinde gördüğünde “Uyyy! Temel, hani tatlı yemeyecektin” demiş. “Üzülme Fadime doktor kararınca ye dedi bende hava kararınca yiyorum” demiş.
             ---------------------------
Birkaç gün evvel benden 5 yaş kadar küçük bir arkadaşımın cenaze töreninde idim. Rahmetli “can boğazdan girer” diyerek gıdasına hiç dikkat etmeyenlerdendi. Bu yüzden de Dünyaya erken veda etmesinin sebebini izaha gerek yok..

Yazım yine “Üç Gıda – Üç Zehir” denilen gıda maddelerinden olacak. Hiç olmazsa sağlıklı yaşamanın bir fazilet olduğunu idrak edip ders alan genler olabilir.

Bu üç gıda üç zehirden kasıtım un, şeker, tuz. Yani Anadolu tabiriyle “Üç Beyaz”

Büyüme ve Gençlik çağımızın önemli gıda maddelerinden ama hemen hepimizin belli bir dönemden sonra uzak kalmaya çalıştığı besin öğeleri. Özellikle doktorlarımız ve bu konu ile ilgilenen diyetisyenlerin önerileri de bu yönde. Doktor ve diyetisyenlerin tavsiyelerine kesinlikte uymak gerek.

Açıkçası tavsiyeye uyanlar sağlıklı ve huzur içerisinde yaşamlarını sürdürürler, rahat ederler, Yani kilo sorunu pek olmaz, aşırı kilodan doğan tansiyon gibi, kalp gibi ve şeker gibi sorunlarından da uzak  olurlar, doğrusu da budur açıkçası.

İyi midir kötü müdür bilemiyorum ancak 70 yaşıma kadar hiç bu kurala uymadım, kurala derken gençlik yıllarımızda ne doktor biliyorduk ne de sağlık ocakları, çok ağır hasta olacaksın ki hastane kapılarına düşelim. Koskoca hastanelerde de ancak 3 veya 5 doktor zor bulursun, Şimdiki gençliğin imkanları kadar imkanlarımız nerede!.. Onun için inanın hiç bir tavsiye almadım. Ne tuzdan ne şekerden ne de undan uzak oldum. Hatta yağdan bile. Ne katısından ne sıvısından. Ne nebati olandan ne hayvani olandan. Hatta yemek yerken bile her zaman yağlı olanını seçmişim, kasaptan et alırken aman biraz yağlı tarafından veya lokantada veya bir davette hep etin yağlısını seçmişimdir..

Eh Anadolu çocuğuyuz her evde kuzine soba var, sabah sabah bazlamayı ısıt sobada üzerine fazlaca don yağını sür vıcık vıcık, hafifte tuz sepele  sonra çay ile yudumla. Şimdiki gibi tereyağını nerde buluyorsun, arada sırada rahmetli anama yalvara yakara hemen mazı kadar tereyağını buldu mu koca bazlamayı yutardık.

Tabi, bu çağlar bizim gençlik çağlarımız,

Zaman her şeyin ilacı, Necati sen her şeyi yer yutar mısın, yaş yetmişi geçince altı senedir her şeyi samanlık danası gibi lop lop yutmanın acısını çekmekteyim, şeker, tansiyon normalin çok üstünde, her gün en az beş hap, tedavim için kullanıyorum. Daha sonra farklı şeyler çıkar mı, farklı şeyler nükseder mi şimdiden kestirmek zor. Sağlıkçı kızıma sordum, “Günde beş tane hap nereye kadar” dedim “Valla baba dedi bu yaştan sonra mezara kadar” demesin mi.

Ne yapalım, 70 yaşına kadar kendine acımayanların sağlığının kıymetini bilmeyenlerin bu sözü de kabullenmek zorunda.

Doktorların ortak görüşü üç beyaz denilen gıdalardan belirli bir yaştan sonra artık kaçınmak gerek veya aşırı gitmemek gerek. Yani ben artık doktorların önerdiği bu beslenme tarzıyla devam etmeliyim diye düşünüyorum. Bünyem ne kadar süre kaldırır, bir yerde alarm verir mi ya da tüm organlar iflas eder mi bekleyip görelim. Birde bu yaştan sonra doktor “ne yersen ye” diyerek dikkat etmez isem gideceğim yer ise belli, arife tarif gerekmez..

Yani diyeceğim şu ki; Gençlikte her şey es geçiliyor, Anadolu’da bir tabir vardır.

“Acı patlıcanı kırağı çalmaz”

Nah çalmaz!..

Onu diyenler, şuan mezarlıklarda  bizden bir Fatiha bekliyorlar.

Yalnız şu olabilir, kişiden kişiye değişebilir, üç zehir dediğimiz üç beyaz kimi bünyeleri iflasa, ağır hasara uğratabilir. Yani her bünyede değişik ve farklı seyredebilir.

O nedenle dikkat, hem de  çok dikkat.

Dostça söylüyorum, mümkünse azalt, hatta beyninden sil. Kenara at.

Üç beyazdan uzak olan okuyucularımıza sağlıklı günler dilerim…

Necati Keskin    17.Temmuz.2022

Bu yazı 969 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum